ARAF
Araftayım bu gece
Unutulmuş bir mahzende
Ruhlar çağırır beni
Tecrit edilmiş
Bir muallakta
Kaselere doldurulmuş
Soğuk ve ıssız
Bir ölüm şerbeti
Sekerat beklerken beni
Bir anda
Eridi avuçlarımın arasındaki
Kar tanesi
Bir elimde şemş
Bir elimde kamer
Beni iptale gelmiş
Bir kayyum
Ve gözlerime bir mıh gibi
Çakılmış bir ezvar
Bir an içinde
Bilinmeyen bir yere
Alıp götürdü beni
Bir giz gibi saklanan envar
Bu bir hayal değildi
Bir anı seyyale ile
Dolaştırtı beni
Zumrüt yeşili bir taş
Nurlandı birden
Kırk yamalı hırkasından
Süzülmüş
Nereden geldiğini anlayamadığım
Bir damla yaş
Sarsıldım
Birden
Kimdir
Nedir bu hüzme
Nereden inkişaf etti
Benim bu garip kalbime
Bir sani'in eli değmiş olmalı
Günahlarımın saatini
Yerle yeksan etmiş olmalı Artık
Akrep ve yelkovan
Hayır penceresini açmış
Bana doğru ellerini
Ve yüreğini
Vermiş olmalı
Ve o an anladım ki
Arafın kapıları kapandı bana
Bir nur süzüldü içeri
Aydınlandı mahzen
Yıkandı kalbimde
Biriken kirli elbiseler
Ve artık giyilebilirdi
Gönlümün hasret ile beklediği
Gül kokulu ameller...
Erkam YILDIRIM | Şanlıurfa

